
annelerin genellikle bayram öncesi çocukların yağmasından korktuğu için başvurduğu yöntemdi. şimdiki gibi son güne bırakılmıyordu sanırım bayram alışverişi. bir hafta önceden alınıp evin bir noktasına saklanıyordu çikolatalar. birkaç arkadaştan daha doğrulattım sırf bize özgü değilmiş bu saklambaç.
bayrama doğru geri sayarken; annenin kabul gününe gidip evde yalnız kalınan anlar ise, annenin akla hayale gelmeyecek yerlere saklayabildiği çikolatayı bulmaya çalışmakla geçiyordu. üstelik bu arayışı iz bırakmadan yapmak, anne eve dönünce görmesin diye iz bırakmamak gerekiyordu. bulduktan sonra ise poşetin düğümünü veya çikolatanın kutusunu dikkatlice açmak, hiç açılmamış gibi kapatmak elzemdi. o yıllarda annemin tüm düğümlerini gemici düğümü gibi çözmüştüm şerefsizim. sağlam strateji gerektiren işlerdi bunlar. çok sherlock holmes'lar yetişti bu yolda. hele hele mahalleden arkadaşları eve çağırıp organize bir arayış sürdürmek de bir çözümdü ki, bunda tam bir ocean's eleven ambiyansı yaşanıyordu.
bunca zahmetin sonunda ele geçen çikolata da öyle şimdikiler gibi alengerli değildi hani. annem üç kalite çikolata alıp hepsini ayrı yere saklamıştı bir keresinde. mabelleri bulamayıp balin marka dandik çikolataya ulaşabilmiş, deli olmuştum. bayram sabahı mabel yüklükten çıkınca deli olmuştum valla.
8-9 yıldır fark ediyorum ki, annem çikolatayı,tatlıyı zorla yedirmeye çalışıyor. vay anam vay diyorum kendimce, çocukken ne mücadeleler vermiştik bunun için. şimdi anlıyorum ki, haklar mücadele ederek kazanılıyor dostlar. annenin sakladığı çikolatayı bulma azmi ve mücadelesini hayata tahvil etseydik rönesansı, reformu çok yıllar öncesinden yaşardık. yazık ki, hayata tahvil edemedik bu mücadeleyi. şimdiyse ne bizdeki o eski mücadele ruhu, ne çikolatalar da o eski tat var.
(ama arkadaslar iyidir, 03.10.2008 21:53 ~ 04.10.2008 13:02)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder