
yıldırım demirören ve takımın başına sardığı basiretsizler gidene kadar, tek bir maçını izlememeye, desteklememeye, yenildikçe sevinmeye, şampiyon olsa bile umursamamaya ve sorulduğunda "çocukken beşiktaşlıydım" demeye karar verdiğim takımdır.
tüm değerlerini yiyip yiyip bitirmişken, beşiktaşlıktan çıkıp fenerbahçe olmuşken hala beşiktaş'ı destekleyip "iyi günde kötü günde" diyen adamların da beşiktaşlı olduğuna inanmıyorum. yönetim ve sinan engin gitmedi diye bu yıl kombine almamıştım, ama ne yalan söyleyeyim bir arkadaşım, "almadın mı hala?" dediği zaman burulmuş, alsam mı acaba diye düşünmüştüm. şimdi iyi ki, almamışım diyorum. alsaydım da yakardım o kombineyi, sırf o koltuk boş kalsın diye.
daha önce de yazmıştım, beşiktaş artık benim için sadece bir çocukluk hatırasıdır.
ben artık beşiktaş'ı değil, beşiktaşlılığı destekliyorum. bu yönetimdeki adamların, beşiktaşlılık dediğimiz o şeyin ruhuna fatihi okudukları da çok oldu zaten.
(ama arkadaslar iyidir, 09.10.2008 12:11 ~ 12:17)
aşk bazen vazgeçmektir sözünü iyi bilenlerin takımıdır.
başında "beşiktaşlılık değerlerini dümdüz eden adamlar varsa, bu adamlara tepki göstermenin tek yolu o tribünleri boş bırakmaktan yahut gidip "yönetime tepki göstermekten" geçiyorsa, tüm bunlar beşiktaş'ın başındaki bu sevimsiz adamların gitmesine katkıda bulunacaksa beşiktaşlılık vazgeçmektir.
bilenler bilir, beşiktaşlılık hep kazanmayı istemek demek değildir. beşiktaşlılık, hani o rasim kara dönemindeki ikinciliğe şampiyonluktan daha fazla sevinebilmektir.
beşiktaşlılık bu yönetimin oyuncağı olmak, safdillik yapmak değildir.
nasıl da kavramlar çarpıtılıyor, nasıl da söylenenler tersinden anlaşılıyor;
şu an beşiktaş'ın başındaki yönetimin fetişizmi başarı. başarı gelmezse vur gitsin kıçına tekmeyi. beşiktaş böyle değildi. gordon milne'in ilk yıllarında şampiyon olunmasa da kimse bir yere gönderilmezdi. zaten şampiyonluklar da başarılar da, o sabırla, o inançla geldi.
kimsenin derdi başarı değildir. herkesin derdi beşiktaşlılıktır bu camiada. bilmeyenler, öğrenmeli yeni yetme gibi çıkışlar yapmamalıdır.
aşk bazen vazgeçmektir. yıldırım demirören'in çiftliğe, oyuncağa çevirdiği takımı destekleyip, değerlerin dümdüz edilmesine seyirci kalacaksınız asıl siz beşiktaş'ı sevmiyorsunuz demektir.
"söylenmemiş aşkın güzelliğiyle", demiş şair. biz aşkımızı içimize attık. aşk uğruna aşktan vazgeçtik.
ibrahim altınsay'ın dün dediği gibi, türk futbolu beşiktaş'ını kaybetmiştir.
beşiktaş bu değildir. beşiktaş bir zengin çocuğunun hoyratça kullandığı oyuncağı olmamalıdır. bu saatten sonra şampiyon olsa, avrupa'da kupa alsa ne yazar. mevzu budur. o değerleri yeniden kazanmanın tek yolu dibe vurmaksa, dibe vursun artık diyoruz biz de.
(ama arkadaslar iyidir, 09.10.2008 13:04 ~ 13:16)
yıldırım demirören ve sinan engin yönetiminde kurtlar vadisi olacaksa, yaprak dökümü olmasını yeğlediğim takım.
ali rıza bey de seba oluyor herhalde bu durumda.
oğuz dediğin yıldırım demirören.
ferhunde, sinan engin. (haydaaa'nın önerisiyle sinan engin'i cevriye hanım yapmak daha doğru sanırım ne de olsa ferhunde'nin az da olsa seveni var)
mıy mıy olmamaktan kasıt buysa, birileri beşiktaşı illa ki, kurtlar vadisi yapmak istiyorsa, buyursunlar yapsınlar arkadaş. vazgeçtik diyoruz işte. geçti bizim devrimiz.
(ama arkadaslar iyidir, 09.10.2008 13:20 ~ 13:29)










