
iş hayatının masumiyeti yok eden gücü üzerine etkileyici bir çalışma. ilyas başsoy'u tanıyanların hiç şaşırmayacağı, ama tanımayanların şöyle bir yerinden zıplayacağını düşünüyorum. çünkü kendisiyle öyle ya da böyle yolu kesişenler, sürprizlerine alışkındır.
kitabın ilanlarında "komik ve dehşetli bir masumiyeti kaybediş öyküsü" yazmış arkadaşımız, kitabı tamamıyla karşılayan bir cümle bu. aynı nedenle sadece bir reklamcılık kitabı değil de gözleri ışıl ışıl parlayan o akıllı ve iyi niyetli çocukların iş hayatına girince ne hale geldiğini görmek için de okunabilir. bu haliyle fena halde edebidir de.
bir de anladığım kadarıyla kişisel gelişim ya da mesleki eğitim kitaplarıyla karıştırmamak gerekir bu kitabı. eğer karıştırılırsa büyük ironi o zaman başlar. kendisini şahsen tanıdığım için bu ironiyi bilinçli olarak kullandığını düşünüyorum.
onu, kendisinin çok sevdiğini bildiğim vladimir nabokov'dan bu kitaba uygun bir alıntıyla selamlıyorum;
''bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. kazık yemiş gibi oluruz biz. aslolan, zarara uğramaktır. felaket geliyorum derse gelmelidir. aşağıdaki köye ramak kala duran çığ, yalnızca doğaya değil, ahlaka da aykırı davranmıştır.''
vladimir nabokov-pnin romanından.
internet sitesi için:
http://www.reklamcinedir.com
(ama arkadaslar iyidir, 22.08.2008 15:53 ~ 26.08.2008 10:19)




